Sabiha Abla, biz Kırcaali'mizi geri aldık
Rüyalarımın ayrılmaz bir parçası olan memleketim Kırcaali şehrine ne zaman gitsem, aynen Ankara'daki Anıtkabir'e her gittiğimde olduğu gibi, Çelikler köyü sapağından aşarı Kırcaali'ye inerken, içimde tarif edilmez bir heyecan ve kıpırdayış benim her yerimi tamamen sarıyor ve o anda adeta gözyaşlarımı tutamaz oluyorum.
Bu üzüntü dolu halimi hisseden sevgili eşim, kendisi de aynı duyguları paylaşmasına rağmen, daha serinkanlı davranarak, bu ruh halimden beni uzaklaştırmaya gayret gösteriyor.
Bir gün, Türk kültürüne belirli hizmetleri ve katkıları olan, rahmetli Sabiha Mestan ile sohbet ederken, benim kullandığım "bizim Kırcaali" ifademe yarı şaka yarı ciddi olarak "Canım gülüm, artık Kırcaali sizin değil, sadece bizim", diye cevabını yüzüme yapıştırmıştı.
Bu sözleri karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadım; fakat o an kendisine hiç bir cevap vermeden, hüzünlü bir şekilde oradan ayrıldım. Bu sözler hafızamın derinliklerine kazındığı için, o gece sabaha kadar uyuyamadım. Sabiha Ablanın söyledikleri hiç hoşuma gitmemiş olsa da, bunlarda kısmen doğruluk payı vardı.
Zira mevcut haliyle bizler toprağından koparılmış ve tamamen kurumamak için bir kap su içinde bekletilen bir çiçek gibiydik…
Yemin ettim, bu durumdan biran önce kurtulmak için ve kısa bir zaman sonra, doğdum şehirden bir mekân aldım. Söz konusu mekânın tapusunu alır almaz, eşimle birlikte bir taksiye atlayıp doğrudan Sabiha Ablanın evine kadar gittik, kendisi evinin önünde adeta bir cennet köşesini çağrıştıran bahçesinde çiçeklerin arasında çapa yapıyordu. Selam verip kısa bir hoş beşten sonra, "Sabiha Abla, biz Kırcaali'mizi geri aldık", diyerek onun şaşkın bakışları arasında, geldiğimiz araç ile oradan hızla uzaklaştık...
Aslında o gün biz sadece bir mekân almadık, kaybolmaya yüz tutmuş aidiyetimizi de geri almış olduk; çünkü gitmediğimiz, gidemediğimiz ve istediğimiz kadar kalamadığımız yer asla bize ait değildir.
Bu bağlamda, 28 Aralık 2025 tarihinde yapılacak olan kongrede, tek dertleri bir panayır ve memleketten Roman asıllı bir çalga şarkıcı getirmek olanların yerine, keşke 36 yıldır göçmenlerin bitmek bilmeye çile ve kayıplarına son verecek; biz, Türkleri kalıcı hak ve hukuka kavuşturacak; güzel Türkiye'mizin ulvi menfaatleri doğrultusunda, masal ve hikaye dinlemenin ötesine geçemeyenlerin yerine, bu süreçlerin canlı tanığı ve bizzat bizden birilerinin yönetim listelerine girmeleri umudu ve dileğiyle.
Sebahin Ahmetoğlu,
Ankara